William S. Burroughs: Şehrin yaşlı adamı | 6Patlar

William S. Burroughs: Şehrin yaşlı adamı

Postanelere ve polis karakollarına bomba mı -nedir bu, 1916′da IRA mı? Özgürlük heykeli’ni de havaya uçur istersen? Bu yaÅŸlı ayıyı patlatmak için ne kadar iyi jelatinli dinamit gerektiÄŸi hakkında fikrin var mı? Aynı patlayıcı madde ihtiyatla yerleÅŸtirildiÄŸinde, Batı’nın ekonomik sistemini çökertebilir. Nasıl olduÄŸunu, İzcinin El Kitabı gösterecek sana…
Gözden Geçirilmiş İzci El Kitabı

wsbWilliam S(eward) Burroughs, 82 yaşındaki bu aykırı adam, 30 küsür yıl önce anarÅŸist izcilere Dünya Devriminin Genel Planı’nı açıkladığı, çeÅŸitli ÅŸehir, kır, jungle, stratejileri ve kullanışlı silahlar hakkında pratik bilgiler verdiÄŸi, hatta kimyasal, biyolojik, ve genetik savaÅŸ nosyonlarının geliÅŸimini saşırtıcı bir kesinlikle öngördüğü El Kitabı’nda “devrimin verimli toprağı” olduÄŸunu bu gün bir kez daha kanıtlamış Güney Amerika’nın önemli bir bölümünde İspanyolların egemenliÄŸine son veren Garibaldi ve Bolivar‘ın yaptığı vahim hataları söyle sıralıyor: Hıristiyan takvimine, İspanyol diline, İspanyol bürokrasisine dokunmamaları ve İspanyol ailelerin mallarına mülklerine el koymamaları.

Ona göre, hiç bir izcinin unutmaması gereken, yabancı sömürücülerin egemenliğini tümüyle yıkmak ve devrimin kazanımlarını sağlamlaştırmak için zorunlu beş adım var:

1)Yabancı tanıkları yok et ya da etkisizleştir. 2) Yabancı dili değiştir. 3) Yabancı tanıkları yok et ya da etkisizleştir. 4) Yabancı yönetim ve denetim mekanizmasını yık. 5) Zenginliği ve toprakları yabancı bireylerin elinden al.

Daha sonra Garibaldi bu beÅŸ adımı atsaydı neler olacağını anlatıyor ve Güney Amerika’nın yerel dillerinden herhangi birinin birleÅŸtirici dil olarak seçilmesinin ayrımcılık yaratacağını ileri sürüp, en elveriÅŸsiz bölgelerde bile tutunma gibi önemli bir göçebe bilgeliÄŸi taşıdığı için Çince’nin seçilmesi gerektiÄŸini söylüyor! Devrimcilerin kendi bağışıklık sistemlerini güçlendirip ölümcül virüsleri ortalığa salmaları gibi “kullanışlı” yöntemlerin yanısıra, tam bir eko-anarÅŸist olarak, hızla vahÅŸi hayvan nüfusunun arttırılmasını öneriyor, gerilla mücadeleri sırasında ortalığa yayılan kaplan ve leoparların devrimin yandaÅŸları olacağını, çünkü “ideal hayvan gıdası” olarak önce “daha ÅŸiÅŸman ve yavaÅŸ olan” CIA ajanlarını yiyeceklerini düşünüyor…

junkyYirminci yüzyıl edebiyatına Beat yoluyla viris gibi sızıp yayılmış, “edebiyat” kavramı içinden mayınlanmış, dilin her türlü imkanı tepe tepe kullanılmış, dili bozup, “kesip-yapıştırıp” onun ötesine, nihai sessizliÄŸe ulaÅŸmayı kafasına takmış, ilk romanı “Junkie“den son sahne performanslarına “yeraltının topoÄŸrafyasını çıkaran” bu silah tutkunu anarÅŸist, strateji kuramcısı, tekinsiz elet edevat mucidi, uyuÅŸturucunun binbir çeÅŸidine vakıf junkie, narkotik polisin azılı düşmanı ve daimi “müşteri”si, “güzel ve vahÅŸi oÄŸlanlar”a düşkün “sapkın”, Guillaume Tell‘cilik oynarken karısını alnından mıhlayan kazara “katil”, kendisini sorguya çeken askeri pisikiyatırın gözlerinin önünde kestiÄŸi parmağını adamın suratına fırlattığı söylenen, “paranoyak, görünenin arkasındaki hakikatin farkında olandır” diyen “ruh hastası”, soyu tükenen hayvan dostu militan ekolojist… Onu tanımlamanın en kısa yolu: YASADIÅžI. 1991′de yayınladığı son kitaplarından birisi olan “Åžans Hayaleti“, Usta’nın sözünün kesinliÄŸinden bir ÅŸey kaybetmediÄŸini ortaya koyuyor. Özgütlük yanlısı iki ünlü isim korsan Kaptan Mission’un Madagaskar jungle’larında geçen serüvenini, kurduÄŸu anarÅŸist koloni Libertatia’nın başına gelenleri, hayalet-lemurları, yerel uyuÅŸturucu “indiri”nin açtığı hüzünlü kapıları, güncel, tarihsel, eskatolik, düşünsel çıkmalar, kes-yapıştır’larla anlatan bu kitap, aynı zamanda, “milyonda bir ele geçirilen bir ÅŸansın” yitirilmesinin, “Yüce Pan”ın ölümünün, “mucize taciri” İsa’nın ve onun soyundan gelen hain casusların, “küresel” iktidarın, “Kurul”un ve onun ne pahasına olursa olsun önlemeye çalıştığı “muhtemel muhalefet”in, “Kaybolan Türler Müzesi”nden, Pandora’nın kutusu misali yayılan ölümcül virüslerin ve daha adı sanı duyulmamış dehÅŸetli hastalıkların, sürüsüne bereket peygamberlerin ve “savaÅŸ beyleri”nin, içinde “Çirkin Ruh”u, “Çirkin Hayvan”ı taşıyan “Homo Sap”a duyulan katışıksız tiksintinin egemen olduÄŸu öyküsü… Burroughs’un, dostu ve “kahramanı” Brion Gysin’den aktardığı “moto”, tiksintiyi kozmik boyutlara taşıyor: “Brion Gysin’in her amaca uygun nükleer bir baÅŸucu hikayesi vardı. Tirilyonlarca yıl önce, pasaklı, pis bir dev parmaklarına bulaÅŸan kuyruk yağını atıvermiÅŸti. İşte bizim evrenimiz tam da yere düşmek üzere olan bu yaÄŸ topaklarından biridir.”

hayalet

Madagaskar yerli dilinde “hayalet” sözcüğüyle karşılanan, “düşünme ve hissetme tarzları” zamana, belli bir manık zincirine ve rastlantılara baÄŸlı” olmayan güzel, ince, oyuncul, lemurlarla biz Homo Sap’lar arasındaki karşılaÅŸtırma kitabın ve Burroughs isyanının eksenlerinden birini veriyor: “Zaman bir insa? Burada yırtıcı hayvan yok, korkacak fazla bir ÅŸey de yok. Lemurların birbirine karşı gelen baÅŸparmakları var, ancak yeni aletleri yok, alete gereksinimleri yok. Homo Sap silahı eline aldığında içine akan ve onu dolduran kötülük lemurlara dokunmamış -ÅŸimdi Homo Sap’ın bir üstünlüğü var. Bu, anladığını bilmekten kaynaklanan, ÅŸeytana haz verici, mütiÅŸ bir duygu”. Ve onu diÄŸer tüm hayvanlarda ayıran bir diÄŸer önemli nitelik de, bildiÄŸi dil ile diÄŸer Sap’lara ve “gelecek” kuÅŸaklara aktarabilmesidir; bu onu “zamana-baÄŸlı-hayvan” haline getirmiÅŸtir. Dil…, yani “bir nesnenin ve ya bir sürecin simgeler, iÅŸaretler ve seslerle ifade edilmesi -kendisi olmayan bir ÅŸeyle”. Burroughs, beyin baskın ve baskın olmayan yarıküreleriyle, Madagaskar ile anakara Afrika’yı birbirinden ayıran yarılma arasında bir paralellik kurar. Bir yanda zamansız bir masumiyet, öte yanda dil, zamanın getirdiÄŸi yıkım, silahlar, savaÅŸ, sömürü… “İkisinin birleÅŸmesi olası görülmüyor ve Brion Gysin‘ın söylediÄŸini tekrarlamaya kışkırtıyor: “Sözü gebertin”. Fakat “gebertmek” belki de yalnış sözcük. Formül oldukça basit. Manyetik alanı tersine çevirin, böylelikle iki yarı birbiriyle kaynaÅŸacaklarına, karşı kutuplar gibi birbirlerini itsinler. Bu insanın tüm “sorunlarının” kaynağı olan dil sorununa kesin çözüm olabileceÄŸi gibi, nihai özgürlüğe de bir yol açabilir”. Dilin serüveni, “baÅŸlangıta varolduÄŸu idda edilen Söz”den Mass Media‘ya, bir özgürlük yitiminin tarihidir. “Åžunu iletmeye çalışır Burroughs: ‘Bütün denetim sistemleri’ni ve ‘Gerçeklik Stüdyosu’nu sarsın.’ Bu sömürüde ‘gerçek makina’lara imgeler gönderen kitle iletiÅŸim araçlarını özel bir düşman olarak gösterir. Burroughs’a göre, polis uyuÅŸturucular ve hatta dil de birer denetim aracıdırlar. ‘KonuÅŸmak, yalan söylemektir’ diyen Burroughs, okuruna karşı dürüst olabilmek, ‘konuÅŸmamak’ için ‘cut-up’ tekniÄŸine yönelir. 1959′da paris’teki “Beat Hotel”de Burroughs’un komÅŸusu olan Gysin’in icat ettiÄŸi ve Burroughs’la birlikte geliÅŸtirecekleri Cut-Up tekniÄŸi, sözü geçen “dilsel manyetik itim” projesinin önemli bir parçasıdır, yalnızca b ir edebiyat yöntemi deÄŸil. Kökeni, Eudoxia’nın “İsa’nın YaÅŸamı”na ya da altıncı yüzyıl dilbilimcisi Vergillus Maro‘nun “Ars Scissendi”sine dek götürülebilecek, Dadacı sözel kolajlara ya da Sürrealist “lezzetli kadavra”lara benzese de ciddi farklılıklar taşıyan, bir “kesip yapıştırma” tekniÄŸidir.

naked lunchAç bir makas, gazete kü
pürlerinden, Kutsal kitap’lara, Shakespeare’den Burroughs’un “bir “cut-up” baÅŸyapıtı olan “Çıplak Şölen“ine kadar, hemen her türlü dilsel malzemeye saldırır. “Oyun kuramları“nda konumlandığı biçimiyle “Raslantısal Eylem”, savaÅŸ oyunlarından gerilla taktiklerine, pokerden ağır edebiyat mahsüllerine dek, “hayat stratejisi”nde Burroughs’un baÅŸ köşeyi verdiÄŸi kurucu öğelerden biridir zaten. Söz konusu olan “kendiliÄŸindenlik kazasını üretmek”tir. “Aslında bütün yazılar, kulak kabartılmış oyunların ve ekonomik davranışların cut-up’larıdırlar. (…) Bu, Rimbaud‘un seslilerin rengiyle gittiÄŸi yerdir. Ve onun ‘duyuların sistematik bozumu’. Meskalin halisinasyonunun konumu: formları koklayan sesleri tadan renkleri gören (…) …gör ve yerleÅŸtir. Geriye doÄŸru kes. Formları kes. Sözcük ve imgeyi yazıdan baÅŸka alanlara doÄŸru yeniden düzenle”. Bu bir “silip yeniden yama operasyonud”dur. Tanca‘da kif alemlerine ve Jajouka müziÄŸine yakın olmak için restaurant iÅŸleten, “amulet”lere, (kara) büyülü karelerle kovulduktan sonra sözcüğün canına takıp dil içinde sufi yolculuklara dalan, Burroughs’un resmi hakkında “zaman mekansal olarak görünür kıldığı bir sinir sisteminden gerçek zamansız mekana ulaşıyor” dediÄŸi yazar-ressam-mucid Gysin, “kafanda yaptığın her ÅŸey, kafanın önceden kaydedilmiÅŸ ÅŸebekesine dayanır. Yeni bir ÅŸey istiyorsan, bu ÅŸebeke ve bütün ÅŸebekeler boyunca kes… Sayfadan yükselen yeni bir ses iÅŸitmek istiyorsan, sözcüğü çizik çizik kes” der. “Yazgı yazılıdır… Yazgıya meydan okumak istiyorsa’ın 1965′de birlikte yazdıkları “KesiÅŸen Eser / Üçüncü Zihin”de çoÄŸul-anlamlı bir isim bulur: “Hiyeroglifik Sessizlik”…

hassan sabbahBurroughs ve Giysin, “aydınlanmanın kaleleri”ni kurmaya çalıştılar. Rimbaud’nun, Baudelaire’nin izini sürdüler. Ama ikisini de özellikle esinleyen, Burroughs’un sözcüğün en derin anlamında “devrimci bir model” olarak önerdiÄŸi, 11. yüzyıl sonunun efsanevi İsmaili piri, “Dağın YaÅŸlı Adamı” Hassan Sabbah (ölümü 1124) ve Kuzey İran’da, Alamut dağında kurduÄŸu kartal yuvası kale’ydi. Eski kaynaklar, “halifelerin ve sultanların korkulu rüyası” Sabbah ve “terorist”, “suikastçi” müridlerini, “haÅŸhaÅŸin” (haÅŸhaÅŸ içiciler) ya da oldukça “yanlı” bir yorumla “assasin” (katiller) diye adlandırırlar. Hassan Sabbah’ın kalesi, “Alamut Bahçeleri”, İsmaili eskatolojisinde önemli bir yeri olan “Da’wat” mekanı, “Bilkuvve Cennet”in giriÅŸiydi. Müritler, ölüm korkusu bilmez, iÅŸkenceden etkilenmezlerdi. Sabbah’ın bir emriyle gönderilen tek bir suikastçinin hanedanları sarstığı anlatılır. Alamut, yıkıldıktan çok sonra bile, hatta hala bir “efsaneler kuyusu” olmayı sürdürdü, sürdürüyor. Burroughs ve Giysin’ın Sabbah’ın çekiminde olmaları anlaşılır bir ÅŸey. Burroughs, Giysin’da ve hatta kendisinde Sabbah’ın reenkarnasyonundan izler görür. “Kızıl Gece’nin Åžehirleri”nin kitaba girmemiÅŸ bir bölümünde, Alamut’un devrimcilere (bu arada uzak görüşlü gizli servis mensuplarına da) sunduÄŸu stratejik modeli anlatır uzun uzun ve onun aÄŸzından konuÅŸur: “Bir hayat için bir hayat kaybetmeye gücüm yeter. Askerlerim iÅŸkenceden korkmaz. Evleri u dünya deÄŸildir. Herhangi bir ÅŸey kurmaya yeltenmeyeceÄŸim. kale düşecek. Arkamda hiçbir metin bırakmayacağım”. Burroughs, Allen Ginsberg’e gönderdiÄŸi “Yage mektupları”ndan birini (21 Haziran 1960) “Hassan Sabbah İçin” diye imzalar ve Sabbah’ın aÄŸzından onun son sözlerini aktarır: “Hiçbir ÅŸey doÄŸru deÄŸildir. HerÅŸey meÅŸrudur”.

Åžehrin YaÅŸlı Adamı…

Bu yazımızdan hoşlandıysanız, lütfen bir yorum bırakmayı ve ya rssimize abone olarak rss okuyucunuza yeni yazılarımızın gelmesini düşününüz.

Comments

No comments yet.

Leave a comment

(required)

(required)


Clicky Web Analytics